Ejderha Filmleri: Asya Sinemasından 10 Yapım

Ejderha filmleri, mitolojiden fantaziye, kadim efsanelerden büyük canavar savaşlarına kadar uzanan geniş bir anlatı dünyasını sinema perdesine taşımaya devam ediyor. Asya sineması ise bu efsanevi yaratıkları Çin’in Ejderha Kralları, Kore’nin imugi efsanesi ve Japonya’nın çok başlı yılan-ejderhaları üzerinden kendine özgü biçimlerde yorumluyor.

Gökyüzünde süzülen, denizleri kontrol eden ve tek başına şehirleri yerle bir edebilen ejderhalar, bu filmlerde her zaman basit birer canavar olarak karşımıza çıkmıyor. Kimi zaman ilahi düzeni koruyan kutsal bir varlığa, kimi zaman kahramanların yenmesi gereken büyük bir tehdide, kimi zaman da yağmur ve bereket getiren mitolojik bir güce dönüşüyorlar.

Ancak bu listeye girmek için bir filmin adında “dragon” kelimesinin geçmesi yeterli değil. Crouching Tiger, Hidden Dragon, Dragon Blade, Enter the Dragon ve Dragon gibi yapımlar isimlerinde ejderhaya yer verse de hikayelerinde gerçek ya da mitolojik bir ejderha bulunmuyor.

Burada doğrudan ejderhaları merkeze alan veya ejderhanın hikayenin yönünü belirlediği filmlere odaklanıyoruz. Ejderhaları canlı çekim sinemaya taşımak her zaman kolay olmadı. Özellikle bilgisayar efektlerinin yaygınlaşmasından önce Japon tokusatsu yapımları kostümlerden, minyatür şehirlerden ve mekanik yaratıklardan yararlanıyordu.

Çin ve Güney Kore sineması ise ilerleyen yıllarda bu mitolojik varlıkları dijital efektler, dövüş sanatları ve büyük ölçekli fantazi dünyalarıyla buluşturdu. Bu içerikte King Ghidorah ve Yamata no Orochi gibi kültleşmiş yaratıkların yanında, Çin mitolojisinin Ejderha Kralları ile Kore efsanelerindeki imugi figürünü konu alan daha az bilinen filmleri de bir araya getirdik.

Hazırsanız Asya sinemasının en görkemli ejderhalarına yakından bakıyoruz. D-War (2007) Yönetmenliğini Güney Koreli sinemacı Shim Hyung-rae’nin üstlendiği D-War, Kore mitolojisini büyük ölçekli bir canavar filmiyle buluşturuyor. Başrollerini Jason Behr, Amanda Brooks ve Robert Forster’ın paylaştığı yapım, Güney Kore tarafından hazırlansa da hikayesini büyük ölçüde Los Angeles’ta geçen uluslararası bir prodüksiyon olarak kuruyor.

D-War, göksel bir ejderhaya dönüşebilmek için büyülü Yeouiju taşını ele geçirmeye çalışan Buraki adlı kötü bir imuginin saldırısını konu alıyor. Kore mitolojisinde ejderhaya dönüşmeyi bekleyen dev yılanları tanımlayan imugi figürü, filmde şehirleri yerle bir edebilecek bir canavara dönüşüyor.

Yapım, kadim bir Kore efsanesini modern şehir yıkımı ve büyük yaratık savaşlarıyla birleştiriyor. Orochi, the Eight-Headed Dragon (1994) Yönetmen koltuğunda Takao Okawara’nın oturduğu Orochi, the Eight-Headed Dragon, Toho’nun Japon mitolojisini tokusatsu sinemasına taşıdığı yapımlar arasında bulunuyor.

Masahiro Takashima, Yasuko Sawaguchi ve Hiroshi Abe gibi isimleri bir araya getiren film, pratik efektleri ve büyük yaratık tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Film, doğduğu andan itibaren felaketlerin sorumlusu olarak görülen Prens Yamato Takeru’nun tanrılar, savaşçılar ve doğaüstü güçlerle çevrili yolculuğunu anlatıyor.

Kahramanın mücadelesi, dünyayı yok etmek isteyen karanlık gücün sekiz başlı Yamata no Orochi formuna bürünmesiyle doruğa ulaşıyor. Ejderha, yalnızca finalde karşılaşılan bir canavar değil, hikaye boyunca büyüyen mitolojik tehdidin gerçek biçimi olarak kullanılıyor.

League of Gods (2016) Yönetmenliğini Koan Hui’nin üstlendiği League of Gods, Çin ve Hong Kong sinemasının geniş oyuncu kadrolu fantastik yapımlarından biri. Jet Li, Fan Bingbing, Louis Koo, Huang Xiaoming ve Angelababy gibi isimlerin rol aldığı film, Xu Zhonglin’in klasik Çin romanı Investiture of the Gods’tan beslenen gösterişli bir tanrılar savaşı sunuyor.

League of Gods, zalim Kral Zhou ve onun üzerindeki etkisini giderek artıran Daji’nin dünyayı karanlığa sürüklemesini konu alıyor. Kahramanlar yaklaşan savaşı durdurmaya çalışırken kötü güçlerin asıl amacı, dünyayı yok edebilecek Kara Ejderha’yı uyandırmak oluyor.

Yapım, ejderhayı sıradan bir canavar yerine kıyameti başlatacak mitolojik bir silah olarak konumlandırıyor. Ghidorah, the Three-Headed Monster (1964) Yönetmenliğini Godzilla serisinin en önemli isimlerinden Ishirō Honda’nın üstlendiği Ghidorah, the Three-Headed Monster, özel efekt yönetmeni Eiji Tsuburaya ile yapılan klasik iş birliklerinden biri.

Yōsuke Natsuki ve Akiko Wakabayashi’nin rol aldığı film, King Ghidorah’nın sinema perdesindeki ilk görünümüne ev sahipliği yapıyor. Film, Dünya’ya düşen gizemli bir meteorun içinden üç başlı uzay ejderhası King Ghidorah’nın çıkmasıyla başlayan felaketi anlatıyor.

Daha önce birbirleriyle savaşan Godzilla, Rodan ve Mothra, gezegeni yok edebilecek bu yeni düşman karşısında güçlerini birleştirmek zorunda kalıyor. Ghidorah’nın hikayenin ana tehdidi olması, filmi doğrudan ejderha merkezli bir kaiju klasiğine dönüştürüyor. Godzilla vs.

King Ghidorah (1991) Senaryosunu yazan Kazuki Ōmori’nin yönetmenliğini de üstlendiği Godzilla vs. King Ghidorah, Toho’nun Heisei dönemi Godzilla filmleri arasında yer alıyor. Kōsuke Toyohara, Anna Nakagawa ve Megumi Odaka’nın rol aldığı yapım; bilimkurgu, zaman yolculuğu ve dev canavar sinemasını aynı hikayede buluşturuyor.

Film, gelecekte Japonya’nın Godzilla tarafından yok edileceğini söyleyen bir grup zaman yolcusunun geçmişi değiştirme teklifini konu alıyor. Ancak tarihe yapılan müdahale, Godzilla tehdidini ortadan kaldırmak yerine üç başlı King Ghidorah’nın ortaya çıkmasına yol açıyor.

Ghidorah’nın mekanik biçimi Mecha-King Ghidorah’nın da hikayeye katılması, ejderha temasını teknolojik bir boyuta taşıyor. Rebirth of Mothra III (1998) Yönetmenliğini Okihiro Yoneda’nın üstlendiği Rebirth of Mothra III, 1990’larda hazırlanan Mothra üçlemesinin final filmi olarak izleyici karşısına çıkıyor.

Megumi Kobayashi, Misato Tate ve Aki Hano’nun rol aldığı yapım, King Ghidorah’yı Godzilla’dan bağımsız bir hikayenin ana düşmanı hâline getiriyor. Rebirth of Mothra III, Dünya’ya gelen King Ghidorah’nın çocukları kaçırarak gezegenin yaşam gücünü tüketmesini konu alıyor.

Ghidorah’yı günümüzde yenemeyeceğini anlayan Mothra, canavarın daha genç biçimiyle karşılaşmak için zamanda geriye gidiyor. Böylece film, klasik ejderha avı anlatısını zaman yolculuğu ve kaiju savaşları üzerinden yeniden yorumluyor. The Three Treasures (1959) Yönetmenliğini Hiroshi Inagaki’nin üstlendiği The Three Treasures, Toho’nun Japonya’nın kuruluş mitlerini geniş ölçekli bir tarihî fantaziye dönüştürdüğü yapımlar arasında yer alıyor.

Başrolünde efsanevi oyuncu Toshiro Mifune’nin bulunduğu filmde Yoko Tsukasa, Setsuko Hara ve Kyōko Kagawa gibi Japon sinemasının önemli isimleri de rol alıyor. Film, İmparator Keikō’nun oğlu Yamato Takeru’nun saray entrikaları ve tehlikeli görevlerle şekillenen yolculuğunu anlatıyor.

Hikayenin mitolojik bölümünde tanrı Susanoo, her yıl genç bir kadını kurban alan sekiz başlı Yamata no Orochi ile karşılaşıyor. Orochi ile yapılan mücadele filmin tamamını kapsamasa da Japon ejderha mitinin canlı çekim sinemadaki en eski ve etkili yorumlarından birini sunuyor.

Young Detective Dee: Rise of the Sea Dragon (2013) Yönetmenliğini Hong Kong sinemasının önemli isimlerinden Tsui Hark’ın üstlendiği Young Detective Dee: Rise of the Sea Dragon, 2010 tarihli Detective Dee and the Mystery of the Phantom Flame filminin öncesini anlatıyor.

Mark Chao, Carina Lau, Angelababy, William Feng ve Güney Koreli oyuncu Kim Bum’un rol aldığı yapım; gizem, wuxia ve yaratık sinemasını bir araya getiriyor. Film, Çin donanmasına ait savaş gemilerinin denizden yükselen devasa bir yaratık tarafından batırılmasıyla başlıyor.

Halk saldırıların Deniz Ejderhası tarafından gerçekleştirildiğine inanırken genç Dedektif Dee, olayların ardındaki gerçeği araştırmaya başlıyor. Deniz canavarı, yalnızca görsel bir tehdit olarak kalmıyor ve Dee’nin çözmesi gereken büyük komplonun merkezine yerleşiyor.

Luban Four Heroes (2021) Yönetmenliğini Liu Binjie’nin üstlendiği Luban Four Heroes, Çin’in internet üzerinden yayımlanan fantastik macera filmleri arasında bulunuyor. Wang Runze, Ning Xin ve Du Houjia’nın başrollerini paylaştığı yapım, ejderha efsanesini yeraltı sarayları, kadim mekanizmalar ve kayıp hazinelerle birleştiriyor.

Film, 1421 yılında Pekin’i sular altında bırakan şeytani bir ejderhanın Luban’ın dört öğrencisi tarafından kadim bir kuyuya mühürlenmesini konu alıyor. Aradan yüz yıl geçtikten sonra ejderhanın yeniden uyandığına dair söylentiler yayılıyor ve ustaların torunları kuyunun altındaki sarayı araştırmak üzere bir araya geliyor.

Ejderha efsanesi, karakterleri yeraltına sürükleyen ve hikayenin bütün gizemini başlatan temel unsur olarak kullanılıyor. The Monkey King (2014) Yönetmenliğini Soi Cheang’in üstlendiği The Monkey King, Çin ve Hong Kong ortak yapımı büyük bütçeli bir fantastik macera olarak öne çıkıyor.

Sun Wukong karakterini canlandıran Donnie Yen’in aynı zamanda aksiyon yönetmenliğini yaptığı filmde Chow Yun-fat ve Aaron Kwok da önemli roller üstleniyor. Film, taştan doğan Sun Wukong’un doğaüstü güçlerini keşfetmesini ve göksel düzene meydan okuyacak Maymun Kral’a dönüşmesini konu alıyor.

Halkını koruyacak güçlü bir silah arayan Wukong, Doğu Denizi Ejderha Kralı’nın sualtı sarayına giderek büyülü asasını ele geçiriyor. Ejderhalar filmin tamamını kaplamasa da Ejderha Kralı ve onun hazinesi, kahramanın güç kazanmasında ve kaderinin değişmesinde belirleyici oluyor.

Bu makale ilk olarak KesifAsya.com üzerinde yayımlanmıştır. Orijinal makaleyi okumak için: Ejderha Filmleri: Asya Sinemasından 10 Yapım

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir